Canpa
Great Place to Work




Şerif hocam merhaba,
 
2014 yılında çok hızlı işe alım yapıyorduk. Ben de IK danışmanımıza işe alırken teknik yetkinlik önemli değil onu öğretiyoruz ama iyi insanlık önemli, Canpa’ya uygun insanlar bulun dedim. O da haklı olarak “iyi insan” ın tanımını ve çerçevesini çizmemi isteyince temel değerlerimizi belirleme zorunluluğu çıktı.
 
Biz bunu belirlerken klasik bir danışman tutup, 2 gün güneyde bir otelde kampa girip sonuçta danışmanın belirlediği değerlere evet demek yerine bir Cuma akşamı iş çıkışı hep beraber bi bara gidip kara tahtaya bir kaç da bira eşliğinde değerlerimizi yazdık. Düşünce tarzımız şuydu: Canpa’da en başarılı bulduğunuz kişiyi düşünün ve onun karakterinden güçlü özellikleri aklınıza geldikçe söyleyin. 60’ın üzerinde değer çıktı. Bunları 12 Temel Değere indirgedik. O günden beri Canpa Kültürünü bu 12 Temel Değerle tanımlıyoruz. 
 
Artık işe alırken bu 12 Temel Değere göre alım yapıyoruz. En önemli kriterimiz de mütevazilik. Bir aday çok ciddi portföyle gelip birinci ay sonunda bize ciddi rakamlar getireceğini bilsek bile egosu yüksek – birilerinin omzuna basarak kendini ön planda tutmayı seven biri olduğunu hissedersek konu bile değil almıyoruz. Bunun ilk testini mülakat öncesi ikram sorumlumuz Ferdane hanım’la yapıyoruz. Ferdane hanım adayın odasına yalnızken girip kısa bir sohbet yapıyor. Kendini tanıtıyor, nasılsınız diye soruyor ve ne ikram edebileceğini soruyor. Eğer Ferdane ablaya kültürümüze uygun davranmazsa isterse Harvard Mezunu olsun almıyoruz. O bir yanlış seçilmiş aday önce önemsiz görünüyor. Ama üst üste bu konuda taviz verince ofiste büyük bir toksik etki oluşuyor ve kültürü tehdit ediyor. 
 
O yüzden yeni başlayan arkadaşlara 2 ay bizi denemelerini söylüyoruz. Canpa kültürünü 2 ay sonunda her ne sebepten olursa olsun kendilerine yakın hissetmezlerse işi bırakmaları için 1.000TL prim öneriyoruz. Burada ki amacımız gerçekten kültürümüz ve Canpa için bizimle olan arkadaşlar kalsın. Çünkü zaten piyasada 1 yıl içinde ona 1.000TL ve üzeri fark teklif edenler olacaktır. Eğer önceliği bu ise baştan gitmesi ve bize gönülden bağlıların kalması bize büyük fayda sağlıyor. 
 
12 Temel Değerin duvarda asılı, oryantasyonun ilk gününde görüp sonra hiç duymadığın bir plaket olmaması için çok çalışıyoruz. Hayat amacımız: Müşteriye VAV dedirtecek hizmet sun. Tüm arkadaşları müşteriyle uzun vadeli dost ilişkisi kurmaya teşvik ediyoruz. Bunun için müşteriyle yaşadıkları VAV anlarını vav@canpa.com.tr’ye göndermelerini istiyoruz. Birimler haftalık toplantılarında Ankara ve İstanbul’daki diğer birimlerin yazdıkları VAV’ları paylaşıyor. Müşteriyle yaşanan paha biçilmez anları coşkuyla kutluyor. Ayrıca çalışanlarımızın prim kriterlerinin de %30’unu vav’lar oluşturuyor. Kültür yolculuğunun başlangıcında her arkadaşımızın ölmeden önce yapmak istediği 3 şeyi öğrenmiştik. Her yıl bir kültür şampiyonunu oylamayla seçiyoruz. Kazanana dileğini gücümüz yettiğince gerçekleştiriyoruz. 1 yıllık yoğun İngilizce kursu, İngiltere’de dil kursu , eşiyle 1 hafta yurtdışı seyahati gibi ödülleri verme fırsatı bulduk.
 
Toplantı kültürümüz de değerlerin tanımlanmasıyla değişti. Öğrenmeyi ve Gelişimi sev değeriyle paralel olarak haftalık toplantılarda yarım saat kitap analizine ayırıyoruz. Tüm ekip belli bölümü o hafta okuyor. Değerlerimizle örtüşen ilham aldıkları notlarını paylaşıyor. Sizin tüm kitaplarınız kütüphanemizde ve bir çok arkadaşımız da severek okudu. 2000’lerde yazdığınız aydın görüşleriniz değerlerimizle o kadar örtüşüyor ki arkadaşlar sizin kitapları okuyoruz demiyorlar, çalışıyoruz diyorlar. Kitaplarınızı görseniz üzeri sarıyla boyanmadık yerleri kalmadı. :)
 
Bazı haftalar kitap yerine o hafta İzgören’den aldığımız eğitim notlarını tartışıyoruz. Bazen 3 hafta sadece İzgören eğitim notlarının tartışıldığı oluyor. Böylece eğitimden öğrendiklerimizi hayatımıza ve işimize yansıtmanın gerçek yollarını buluyoruz. Biz kitap ve eğitim analizi bölümleri sayesinde yılda sadece 100 saat İzgören’den eğitim almıyoruz, her hafta bir birimize eğitimleri hatırlatıp farkındalığımızı güçlendiriyoruz. 
 
Haftalık her ekibin rasgele iyilikler için 50 TL büçtesi var. Harcama zorunlu değil. Harcarsan beyan etme zorunlu değil. Tamamen güvene dayalı. Tek amacı eğer yardıma ihtiyaç duyan birini bir durumu görürseniz müdahale edin. Örneğin bir arkadaşımız trafik ışığında selpak satan çocuklara para vermek yerine 3 koli selpak mendil almıştı. Onu satarak daha fazla gelire dönüştürmesi için. Şimdi Canpa arabalarını gören koliyle selpak var mı diyor. Veya bir anne ve çocuğu 22.30’da Altunbilekler marketin çöpünü toplarken gören bir arkadaşımız size yemek alayım demiş. Kadın da yemek buluyorum ama çocuğum hasta ilaç bulamıyorum demiş. Canpa’lı nöbetçi eczane bulup ilaçları temin etmiş. Bunun gibi yüzlerce hikaye birikti 3 senede. En güzel yanı haftalık toplantıda rasgele iyilik bütçemizi nasıl kullandığımızı paylaşıyoruz. İnanılmaz mutluluk veriyor hepimize. Herkesi nasıl etrafıma iyilik yaparım gözüyle bakmaya itiyor. Bu da tabii ki ticarete bakış açılarını da çok olumlu etkiliyor. 
 
Toplantılar 3 senedir şükürle başlıyor Canpa’da. Herkes o gün için şükrettiği küçük bir şey söylüyor. Aile, iç dünya, sağlık, dost çevresi, eğlence, kariyerle ilgili herhangi bir şey. Bazen komik şeyler bile oluyor. Bir arkadaşımız böbrek taşı düşürüyormuş. O sabah acı çekmeden tuvaletini yapabildiği için ne kadar mutlu olduğunu büyük bir sevinçle anlatması bile toplantının tüm buzlarını kırıyor. Medya, haberler ve dış dünyanın sürekli trajedi ve drama pompaladığı bu günlerde zihnimizi küçük mutluluklara kodlamaya gayret ediyoruz. Herşeye rağmen hayatın güzelliklerini görmeyi tercih etmek için beynimizi zorluyoruz. 
 
Bunun dışında ayda 1 parti yapıyoruz. Değerlerimizden biri Eğlenceli birşeyler üret, hatta biraz muzur olsun. Bunun için her birim sırayla bir ayı alıyor. Aylık 4.000TL bütçeyle yaratıcılıklarını kullanarak hepimizin keyif alacağı bir etkinlik düzenliyor. Bazen İncek kampüste açık hava sineması bazen kareoke gecesi, 23 Nisan’da çocuklarımızı için uçurtma şenliği, ramazanda müşterilerle iftar, bazen survivor parkurunda ekipler arası yarışma, bazen Kartalkaya veya Abant turu gibi çok keyifli organizasyonlar yapılıyor. Ben hiç bir şeye karışmıyorum. Etkinliğin afişinden içeriğin muzurluğuna kadar hangi birimdeyse sıra o ekip hep birlikte yapıyorlar. İnanın hocam en iyi fikirler o etkinliklerde çıkıyor. İnsanların zihni sakinken yaratıcılıkları çok artıyor. Dargınlar da orada barışıyor. Tedarikçilerimiz ve müşterilerimizle inanılmaz kaynaşma fırsatı oluyor. 
 
Arkadaşları patron gibi karar al değerimizle paralel yeni şeyler deneyip hata yapmaya teşvik ediyoruz. Bunun için monopoly oyunundaki "kodesten çıkış kartlarımız" var. Ekipten birinin bir fikri hayata geçirmeden yöneticisine fikrini anlatıp bu kartı veriyor. Eğer hayata geçirdiği şey başarısız olur ve başı belaya girerse yönetici o fikrin arkasında duruyor. Hatayı beraber sahiplenip ders çıkartıyorlar. Hocam ben sadece 1 beyinim. En az benim kadar zeki ve hatta çoğu benden zeki (buna gayret ediyorum) 180 kişiyle çalışıyorum. Karar alırken nasıl düşündüğümün çerçevesi olan değerleri benimserlerse, biz de hataları sahiplenerek cesaretlendirebilirsek bizi kimse tutamaz. Onların tek eksiği ne kadar büyük olduklarının farkına varmaları ve kullanmalarıydı. Şimdi bir çok arkadaşım gerçekten patron gibi hareket ediyor. Kendi alanında bir çok firmada olmayan yetkileri var. Örneğin satış ekibinin tüm ürünleri satın alma yetkisi var. Satış fiyatlarında ortalama kar hedefleri var. Müşteri memnuniyeti için zorunlu durumlarda gerekirse zararına da satabilirler. Bunun için müşterinin karşısında “müdürüme sormam lazım” demiyorlar. Aynen patron gibi o anda karar alabiliyorlar. Her biri yaklaşık 5 – 7 milyon arası bir ciroyu yöneten kobi patronları… Yaratıcılıklarını ortaya koyma fırsatı verilince sizin dediğiniz gibi ruhlarını geride bırakmıyorlar. Ben de ayaklarla değil, Canpa’nın yeni hayalleriyle uğraşıyorum.
 
Patron gibiler dedim ama yöneticilerin isteği üzerine geçen yıl ünvanları attık. Artık herkesin kartında “İyi İnsan” yazıyor. 
 
Son 3 yılda ofis tasarımı da çok değişti. Daha ev gibi, daha biz gibi hissettiren bir kampüs ofis tasarladık. Basket sahası, masa tenisi, dart, bilardo, langırt, kum torbası, bisiklet, yürüme bandı üzerinde çalışma masaları, ayakta çalışma klübeleri yaptık. Her yeri değerlerimizle ilgili komik göndermelerle süsüledik. Her hafta Ankara’ya geldiğimde ofise yeni birşeyler eklenmiş oluyor. Artık ben de takip edemiyorum.
 
Ekiple hep şunu konuşuyoruz. İşler iyiyken birlikte kalmak kolaydır. Marifet çalkantılı dönemlerde bir arada kalabilmek. Bizi işimize bağlayan şey kendi kişisel değerlerimizin şirket değerleriyle örtüşmesi. Kendimizi ait hissettmek. Dahil hissetmek. Üretken hissetmek. Karşılığında takdir görebildiğini hissetmek. Günümüzde herşey kopyalanıyor. Rakiplerimiz ürünlerimizi, web sitemizi, teklif formlarımızı kopyalayabilir ama kültürümüzü kopyalayamazlar. Dolayısıyla 2014’den beri birinci önceliğimiz para kazanmak değil. Birinci önceliğimiz kültürü korumak ve güçlendirmek. Eğer bunu başarabilirsek, mutlu çalışanlar, sadık müşteriler, sürdürülebilir marka imajı gibi her şey başının çaresine bakıyor. Biz yeter ki her gün müşteri deneyimini iyileştirme konusunda ki samimiyetimizi koruyalım, ilişkilere yatırım yapalım, para başının çaresine bakar. 
 
2016 yılında Türkiye’de 14 milyon kişinin açlık sınırı altında yaşadığı verisiyle karşılaştım. Biz de zaman zaman yardım iftarları yapıyorduk. Fakat insanlar sadece ramazanda değil her ay buna ihtiyacı var. Bu yüzden 2017 yılında 50.000 kişiye sıcak yemek ulaştırma hedefi koyduk. İlk 6 ayda Onkoloji hastanelerinin refakatçıları, kızılay, çorbada tuzun olsun derneğiyle ortak bir çok çalışma yaptık. Amcam tamamen kendini bu işe adadı. Her ay ciromuzun %1’ini amcam benden onay almaya gerek duymadan yardıma muhtaç kişilere ulaştırıyor. Şuana kadar 27.000 kişiye ulaştık. Canpa’lılar da bu yemeklerin bir çoğuna katılarak yarattıkları anlamın parçası oldular. Yaşanan mutluluğu tarif edemem hocam.
 
Ben böyle gelişi güzel yazdım. Atladıklarım muhakkak olmuştur. Bir gün biraya gelirsek daha da detaylı konuşuruz umarım. Tüm kültür karelerimizi birleştirip bir kültür kitabı bastırdık. Elma yayın evinin de basım konusunda çok desteği oldu. Hepsine çok teşekkürler. Her isteyene de postalıyoruz. Ben sizin adınıza bir tane ofisinize yolluyorum. Orada "Canpa kültürü sizin için ne ifade ediyor?" diye tüm çalışanlara sorduk. Ne yazdılarsa sansürsüz kitaba bastık. İyisiyle kötüsüyle yayınladık. Vaktiniz olursa yorumlarınız benim için çok kıymetli olur. 
 
Türkiye’nin en iyi işverenlerine de eksiklerimizi görmek için katıldık. Oldukça detaylı 4 aylık bir çalışma yapıldı. Çalışanlardan önce online anket sonra gizli müşteri telefonları, rasgele mülakatlar yaptılar. Yöneticilerden kültürün güçlü yönlerini yazmalarını istediler. O yazılanların gerçek olup olmadığını veya çalışanlara nasıl hissettirdiğini sordular. Hatta size bunun bir yarışma olduğu veya iyi şeyler yazarsanız prim alacağınız vadedildi mi diye bile sormuşlar. Öyle bir durumda diskalifiye olunuyormuş. Ödül gecesinde hep Microsoft, Ebay, GSK, Hilton, H&M gibi yabancı grupların arasından bir aile şirketi ve inşaat sektöründen bir şirket olarak bulunmak çok mutlu etti. İkinci olduğumuz için seneye Avrupa’da yarışmaya katılma fırsatı kazandık. Artık hayallerimiz de büyüdü.
 
Peki bütün bunlar nasıl sonuç verdi derseniz? Personel sirkülasyonumuz %40’lardan %1’in altına düştü. 2016 gibi zor bir yıla rağmen 32 yıllık tarihimizin en karlı yılını kapattık. 
 
Tek formülle devam ediyoruz:
 
Mutlu çalışan = Mutlu müşteri = Sürdürülebilir ve Karlı Şirket
 
Hocam sizin köylerde yaptığınız şeylerle gurur duyuyorum. Eğer bir gün bizim de parçası olabileceğimiz bir konu olursa seve seve yanınızda olduğumu bilmenizi isterim.
 
Çok sevgiler, saygılar.
 
Murat Özcan-Canpa Holding A.Ş.